Yaş Otuzbeş Şiiri; Yaş Ondört Şiiri

Bu şiir, eski öğrencilerimden Özge ÇERİ'nin usta şair C. Sıtkı TARANCI'nın
Otuzbeş Yaş Şiiri'nden uyarlaması:

ON DÖRT YAŞ ŞİİRİ
Yaş ondört! Ortaokulun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız sınavların.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Ağlamak boşuna bugün, kırık notların varsa eğer.

Sınavlar düşman mı kesildi?
Ben miyim Allah'ım çalışan?
Ya sınavlardaki netler?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim dersler?

Zamanla nasıl değişiyor okul!
Hangi sınava girsem heyecan.
Nerde o ilk okul, o eğlence?
Bu okulu bitirecek ben miyim?
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk okulumuz.
Hatırası bile uzak gelir.
Okula beraber başladığımız
Dostlarla yollarımız ayrılacak bir bir;
Gittikçe zorlaşıyor sınavlarımız.

Hocaların başka yüzü de varmış!
Geç farkettim okulun dert olduğunu,
Ödevler insanı boğar, yapmayınca hoca kızarmış!
İnsanın kapısına OKS* dayanınca anlarmış.

Atarız tutmaz sorular!
Her yıl biraz daha bıktıklarım.
Ne üstüme üstüme geliyor sorular?
Bu kaçıncı sınav gördüm, hiç biri tutmaz sorular!

Neylersin sınav herkesin başında,
Kazandın, kazanamadın olacak.
Kimbilir hangi okulda, nasıl, kaç yaşında?
İki saatlik zamanın olacak.
Taht misali o sorular başında.

Özge ÇERİ
(Kaynarca Merkez İlköğretim Okulu/SAKARYA -8. sınıf öğrencim-
Okulun şimdiki adı sanırım, Kaynarca Atatürk İlkokulu)

*OKS, şimdiki TEOG sınavı benzeri merkezi liselere geçiş sınavının adı.

Bu da üstadın asıl şiiri

OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİ
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.

Cahit Sıtkı TARANCI

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.