Okuyun, İzleyin!

Charles Dickens’ın “İki şehrin hikayesi”nden, egemenlerin, halkı aşağılamasının ardından nasıl halkın isyanında yok olduğunu;

Mary Shelley’nin” Frankenstein”ında tutkunun, hırsın ve aşağılamanın yarattığının, haris olup hakir gören yaratıcısının nasıl canavarı olduğunu;

Wachowski Kardeşlerin “The Matrix”inde insanları ne kadar uyutursanız uyutun eninde sonunda uyanacağını;

George Orwell’ın “1984”ünde medyanın  gücünü ve insanları ne kadar baskı altına alırsanız alın, onlara ne kadar işkence ederseniz edin, onların farklı düşünmelerini engelleyemeyeceğinizi;

Rıfat Ilgaz’ın “Hababam sınıfı”nda gençliğin en adam olmaz diye aşağılandığı dönemde bile ne kadar zeki olup Ata’sına sahip çıktığını;

Kemal Sunal’ın filmlerinde  ince zekanın sahtekarları nasıl madara edeceğini;

Haldun Taner’in “Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım”ında ‘gözlerimizi açalım, gerekeni yapalım’ı, Vicdanİmİzİ dinlememiz gerektiğini, okudum, izledim ama daha güzeli de:

Bunların kurgu olduğunu sanırdım ama ülkemde bütün  bu anlattıklarımın gerçek olduğunu gördüm. Ayrım yapmaksızın her kesimden yurttaşlarım tüm aşağılamalara, baskılara ve zulme karşı isyanını barışçıl bir şekilde dile getirdi. Birilerinin hırsı, tutkusu, hakaretleri kendi canavarı oldu. İnsanlar hapların mavi ya da kırmızısıyla değil de ağacın YEŞİL’iyle uyandı. Medyanın baskısına rağmen düşüncesini esir ettirmedi. Ata’sına sahip çıktı, gözlerini açtı gerekeni yaptı.

Şimdi tüm yurttaşların kendi Vicdanİnİ dinleme zamanı. Yaşasın tam bağımsız, özgürlükçü demokratik Türkiye. Kenan AKARSLAN. (kenanakarslan.com’u kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.